E-Piyasa Güncel Erken Tanı ile Alzheimer'ın Seyrini Yavaşlatmak Mümkün

Erken Tanı ile Alzheimer'ın Seyrini Yavaşlatmak Mümkün

3 Dakika
Okunma Süresi

Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Sümer, erken tanının Alzheimer hastalığının seyrini yavaşlatmada önemli bir rol oynadığını ifade etti. Alzheimer, özellikle ileri yaşlarda görülen, hafıza kaybı ve diğer beyin fonksiyonlarında geriye dönüşümsüz kayıplara yol açan kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak tanımlanıyor. Hastalığın başlangıç aşamalarında hafıza problemleri ve duygu durum değişiklikleri belirgin hale gelirken, bu durum zamanla bireylerin günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyor.

Hastalığın Belirtileri ve Erken Tanının Önemi

Alzheimer hastalığının ilk belirtileri genellikle hafıza bozuklukları ile kendini gösteriyor. Prof. Dr. Sümer, başlangıçta randevuların unutulması, evde anahtar veya para gibi eşyaların kaybedilmesi gibi durumların sık görüldüğünü belirtiyor. Ayrıca, içe kapanma, sıkıntı ve sinirlilik gibi duygu durum değişikliklerinin de ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor. Bu aşamada bireyler, kelime haznesinde azalma nedeniyle basit cümlelerle konuşma ve anlama güçlükleri yaşayabiliyor.

Unutkanlık, yalnızca Alzheimer ile ilişkilendirilmeyen bir durumdur. Dalgınlık ve dikkatsizlik gibi belirtiler, depresyon gibi başka hastalıklarda da gözlemlenebilir. Bu nedenle, görme veya işitme sorunları yaşayan hastaların, çevreleriyle iletişim kurma güçlükleri nedeniyle yanlışlıkla demans tanısı alabileceği konusunda uyarılarda bulunuluyor. Bu tür belirtiler görüldüğünde, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiği vurgulanıyor.

Erken Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Prof. Dr. Sümer, erken tanının hastalığın seyrinde kritik bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, "Zaman eşittir beyin" mottosunu hatırlatıyor. Ne kadar erken tanı konulursa, tedaviye o kadar hızlı başlanabileceğini belirtiyor. Hastalığın kesin bir tedavisi olmasa da, erken dönemde uygulanan ilaç, davranışsal ve fizik tedavi yöntemlerinin hastalık seyrini olumlu yönde etkileyebileceği aktarılıyor.

Ailesel Alzheimer, hastaların yalnızca yüzde 3-5'inde görülmekte ve belirtileri genellikle 40-50 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Sümer, mevcut tedavi yöntemleriyle hastalığın seyrinin yavaşlatılabileceğini, ancak bağışıklık sistemi üzerinden geliştirilen yeni tedavi yöntemlerinin henüz rutin kullanıma girmediğini aktarıyor.

Hastanın Sosyal Aktifliğinin Önemi

Prof. Dr. Sümer, Alzheimer'ın sadece ilaçlarla yönetilebilen bir hastalık olmadığını belirtiyor. Hastaların yakınlarının, hastalığı kabul etmeleri ve sabırlı bir şekilde hastaların günlük ihtiyaçlarını karşılamalarının büyük öneme sahip olduğunu vurguluyor. Ayrıca, hastanın sosyal olarak aktif tutulması, resim, müzik ve el işi gibi etkinliklerle sürecin olumlu bir şekilde ilerlemesine katkıda bulunuyor. Güvenlik için Alzheimer bileziği, konum belirleyici cihazlar veya kimlik bilgilerini içeren kolyelerin kullanılması öneriliyor.

Zihinsel ve Sosyal Aktivitelerin Koruyucu Rolü

Alzheimer'dan korunmada zihinsel ve sosyal aktivitelerin rolü de oldukça önemli. Sümer, "Beyni sürekli aktif tutmak, yeni şeyler öğrenmek ve hobiler geliştirmek çok önemli" diyerek bu aktivitelerin hastalıktan korunmada güçlü bir kalkan oluşturduğunu belirtiyor. Eğitim düzeyi arttıkça Alzheimer sıklığının azaldığına dikkat çeken Sümer, yaşam boyu öğrenme, aktif sosyal yaşam ve yeni ilgi alanlarının hastalıktan korunmada etkili olduğunu vurguluyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *